|

|
|
<%ArchiveInfo%>
SEVGİLİ DOSTLARIMA HİTABEN!!!
Perşembe, Temmuz 2, 2009
SEVGİLİ DOSTLARIMA HİTABEN!!!
Sözlerimize sevgi ve saygılarımızla başlayarak,tüm dostlara göstermiş oldugu ilgi ve alakadan,olumlu olumsuz tüm yorumlardan dolayı herkese sonsuz teşekkürlerimizi arz ediyoruz..... Sevgili dostlarımız; Bu site asla yanlı bir site olmadıgı gibi hep tarafsız,dogru haber ve her zaman haklının yanında olmaya çalışmıştır,tabiki eksiklerimiz var bunları sürekli gidermeye çalışıyoruz.... Zaman zaman bazı dostlardan eleştiri ve olumsuz yorumlar alıyoruz,biz her türlü eleştiriye saygı duyuyor ve önemsedigimizi belirtmek istiyoruz...... Bizden görüş belirtmemizi isteyen arkadaşlara şunu belirtmek istiyoruz,bu site yasal kuralar çerçevesinde tarafsız ve de dogru konulara yer vermektedir..... Burda önemli olan bir takım şeyleri sizlerle paylaşabilmektir,amaç şahıs veya kurumları aşagılama,küçük düşürme ve karalama degil,dogru olan ne ise onu yayımlıyoruz.... Bizler devlettimize,vatanımıza,topragımıza ve ay yıldızlı bayragımıza bağlı oldugumuzu ve bu konuda kimseye taviz vermeyecegimizi özellikle belirmek istiyoruz...............
Bazı dostlarımız eleştiri yaparken saygı ve seviye sınırının dışına çıkmışlardır,bu yapılan seviyesizlikleri,terbiyesizliklerine ve sözde çagdaş diye kendilerini kandıran ve türkiyenin sahipleri olarak sadece kendilerini gören bir azınlık grubun yanlı ve yobaz düşüncelerine bağlıyor,siz degerli dostların taktirine bırakıyoruz.....
LÜTFEN YORUMLARINIZ HER NE OLURSA OLSUN SAYGI VE SEVİYE ÇERÇEVESİ KAPSAMINDA OLSUN.....
SEVGİ VE SAYGILARIMIZLA
|
Yorumlar (0) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
DİNİ YİRMİ KURUŞ A SATMAYANLAR
Perşembe, Temmuz 2, 2009
DİNİ YİRMİ KURUŞ A SATMAYANLAR
DİNİ YİRMİ KURUŞA SATMAYANLAR
|
|
Londra'daki caminin yeni imamı şehre gitmek için hep aynı otobüse biniyor ve çoğu zaman aynı şoföre rastlıyormuş. Bir gün, bilet alırken şoför yanlışlıkla 20 "kuruş" fazla vermiş. İmam yanlışlığı oturunca, parasını sayınca fark etmiş. Kendi kendine düşünmüş "20 kuruşu geri versem mi şoföre?"... Ama içinden bir ses diyormuş ki "çok küçük bir para ve şoförün zaten umurunda da değil. Otobüs şirketine 20 kuruş ne fark eder?. Bu parayı Allahtan gelen bir hediye gibi... düşünebilirim" İneceği durağa gelince, imam kalkmış ve fikrini değiştirmiş, inmeden önce şoförün yanına gitmiş, 20 kuruşu geri vermiş ve demiş ki : "paranın üstünü fazla verdiniz." Şoför gülümsemiş ve demiş ki : "Siz camiinin yeni imamısınız değil mi? Aslında uzun zamandır sizi ziyaret etmek istiyordum caminizde, İslam’ı öğrenmek için ve bilerek size fazla para verdim nasıl tepki vereceğinizi görmek istedim." İmam inerken nerdeyse bacaklarını hissetmiyormuş, yere yığılacakmış-casına bir direğe tutunmuş ve kendine gelmeye çalışmış, gözlerinden yaşlar dökülerek gökyüzüne bakmış ve demiş ki: "Allah’ım az daha İslam’ı 20 kuruşa satıyordum!"
Bizler bu "fıkrayı", dini - siyasete, siyaseti- ticarete dönüştürenlere ibret olsun diye yayımlıyoruz. |
|
Yorumlar (0) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
''Lem yelid ve löp yutar'' boykotu !
Perşembe, Temmuz 2, 2009
''Lem yelid ve löp yutar'' boykotu !
''Lem yelid ve löp yutar'' boykotu ! Duman grubuna İhlas suresindeki ayeti değiştirip şarkı sözü yaptığı gerekçesiyle boykot !
Duman Grubu'nun, yeni albümdeki "Rezil" isimli parçada, Kuran'da yer alan İhlas suresindeki "Lem yelid velem yuled" ayetinin "Lem yelid ve löp yutar" şeklinde seslendirmesini dine hakaret olarak nitelendiren Anadolu Gençlik Derneği, gruba karşı boykot kampanya başlattı.
Antalya Gürtaş Oteli'nde yapılan basın toplantısında Anadolu Gençlik Derneği'ne Cansuyu Derneği, Diyanet-Sen, Antalya İmam Hatip Mezunları Derneği, Özgür-Der, Hukuk Der, Tek-Der gibi bazı sivil toplum örgütleri de destek verdi. gruba karşı başlatılan kampanya kapsamında telefon ve e-mail yoluyla da boykot çağrısında bulunuldu.
|
Yorumlar (0) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
KIZLARINIZIN KATİLİ OLMAYINIZ
Çarşamba, Haziran 24, 2009
KIZLARINIZIN KATİLİ OLMAYINIZ
Ana ve babalara sesleniyorum: Evlâtlarınızın katilleri olmayınız. Hiçbir anne ve baba evlâdını katl etmez, burada kullandığım katil sözcüğü mecazî mânâdadır. Dilimizde "Kızını dövmeyen dizini döver" diye bir atasözü vardır. Dövmekten maksat fiilî dayak değil, kızını korumak, denetlemek, ona nasihat etmek, tedbir almak, onun koruyucu meleği olmak demektir. 15, 16, 17 yaşlarındaki kızları, İstanbul gibi canavar bir şehirde başıboş bırakmak, onları korumamak cinayet değil de nedir? Bu yaştaki kız çocukları tecrübesizdir, kendini koruyacak birikime sahip değildir. Başı boş bırakılan, korunmayan, uyarılmayan, denetlenmeyen bir kız vahşice öldürülürse, suç onda değil; öncelikle katilin ana babasında ve maktulenin (öldürülen kızın) ana babasındadır. Toplum da, devlet de suçludur. İyi bir aileye mensup bir genç delikanlı nasıl olur da kendisini seven, kendisine güvenen genç bir kızı korkunç bir şekilde öldürebilir?.. Demek ki, onun ana babası çocuklarını iyi yetiştirememiştir. Oğlum iyi yaşasın, oğlumun lüks bir Porsche'si olsun, oğlumun her dediği olsun diyen zengin bir aile oğlunu mânen katl ve katil etmiş olur. Kızım gezsin tozsun, kızım gönlünce eğlensin, kızım yabancı bir erkeğin evine serbestçe gitsin diyen bir ana baba, o kız öldürülürse elbette suçlu olur. Evet suç sadece katil gençte değildir. 1.Kızın ailesi de suçludur. 2. Katil gencin ailesi de suçludur. 3. Eğitim sistemi de suçludur. 4. Toplum da suçludur. 5. Devlet de suçludur. Okullarımızda uyuşturucu kullanma yaşı 11'e düşmüştür. Okullarda genç nesillere güçlü bir ahlâk ve karakter terbiyesi verilmemektedir. Cinsel ahlâk konusunda Türkiye İsveç veya Fransa'ya benzemez. Her ülkenin kendi sosyal ve kültürel yapısına göre ahlâkî değerleri vardır. Bu değerleri yıkarsanız toplum çöker. Türk toplumunun temeli ailedir. Aile çökerse toplum da çöker. Aile sarsılır ve zayıflarsa toplum da sarsılır ve zayıflar. Bizim kültürümüzde, Batı'nın yitirmiş olduğu iki temel değer vardır, biri iffet, diğeri ar ve hayâdır. Türkiye uluslararası çocuk ve kadın hakları ile ilgili uluslararası sözleşmelere imza koymuştur. Kadın Hakları Sözleşmesinde "Bu sözleşmeye imza koyan devletler, kadınların fahişe (seks kölesi) olarak çalıştırılmayacağını taahhüt ederler" mealinde bir madde vardır. Türkiye bu maddeye riayet etmemekte; TC antetli resmî belgeyle (vesika)bazı bedbaht kadınlara yasal olarak ve serbestçe fahişelik yapmak hakkını vermektedir. Hem de bu işten KDV ve gelir vergisi alarak. Böyle rezalet olmaz!.. Vahşice öldürülen kız konusu, sadece bir boyutuyla ele alınmamalı, bütünüyle ele alınmalıdır. Liselerde ve üniversitelerde kız çocuğu okutan aileler dikkatli olsunlar, kızlarına fazla baskı yapmasınlar ama büsbütün de başı boş bırakmasınlar. Yavrularını denetlesinler, yavrularını uyarsınlar, yavrularının ayaklarının kaymaması için onların eteklerinden tutsunlar. Serbestliğin de bir hududu vardır. Zavallı kız denetlenseydi, kontrol altında tutulsaydı, kendisini bekleyen tehlike konusunda uyarılsaydı, korunsaydı bu facia yaşanmamış olacaktı. Anneler ve babalar, mecazî mânâda kızlarınızın katili olmayınız. (Estetik ameliyatla yüzü değiştirilmek... Bambaşka bir kimlik edinmek... Kaybolmak...Yakalanmamak...)
|
Yorumlar (1) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
MUTLULUK TABLOSU
Pazar, Haziran 21, 2009
MUTLULUK TABLOSU
Evini bir parti sonrası temizlemek için saatlerce uğraşıyorsan | Bir çok arkadaşın var demektir | Faturalarını ödeyebiliyorsan | Bir işin var demektir. | Pantolonun biraz sıkıyorsa | Aç kalmıyorsun demektir. | Gölgen seni izliyorsa | Güneş ışığını görüyorsun demektir. | Otobüsten indiğin yerden işyerine yolu uzun buluyorsan | Yürüyebiliyorsun demektir | Hükümet hakkında eleştiri yapabiliyorsan | Konuşma özgürlüğün var demektir | Yanındaki adamin sesinden rahatsız oluyorsan | Duyuyorsun demektir. | Camları silmen , çatıyı onarman gerekiyorsa | bir evde yasiyorsun demektir | Doğalgaz faturan yüklü geliyorsa | Isınıyorsun demektir | Yığınla yıkanacak ve ütülenecek çamaşırların varsa | Yığınla giyeceğin var demektir | Çalar saatin sabahın köründe çalıyorsa | Yaşıyorsun demektir | Aksamları kendini yorgun hissediyor ve bacakların ağrıyorsa | O gün üretici olmuşsun demektir | VE TÜM BUNLARIN FARKINA VARABİLİYORSAN! | MUTLUSUN DEMEKTİR |

MUTLULUK... Sorunsuz bir yaşam değil, Onlarla başa çıkabilme yeteneği demektir...
|
Yorumlar (0) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
Bunlar biliyor muydunuz?
Pazar, Haziran 21, 2009
Bunlar biliyor muydunuz?
1 saat sureyle kulaklıkla bir şey dinlemenin kulaktaki bakteri sayısını %700 arttırdığını?
Çakmağın kibritten önce bulunduğunu?
Parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan için benzersiz olduğunu?
Kağıt para sanıldığı gibi kağıttan değil pamuktan yapılır
Dünyanın en genç üniversite öğrencisi 11,5 yaşındaki Ganesh Sittampalam'dı
İlk yeraltı tünel 1 km. uzunluğunda olmuş ve bundan 4 bin yıl önce Irak'ta Fırat nehrinin altından geçmiştir.
Paraguay dünyanın en yağışlı bölgesidir. Bölgede yağmur neredeyse ara vermez.
Dünyada 2000 e yakın halk ve 3000 e yakın dil var.
Tarih boyu yapılmış savaşların en uzunu İngiltere ile Fransa arasında olmuştur. Bu savaş 115 sene(1338-1453) sürmüştür
İnsanın saçında 102 bine yakın, derisinde ise 20 bine yakın kıl olur. Kıllar her gün 0.35-0.40 mm. uzar
İngiltereli Thomas Korne 207 sene yaşamıştır
İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir
Kadınlar erkeklere oranla iki kat daha fazla göz kırparlar
Soğan doğrarken sakız çiğnemek göz yaşarmasını önler
Üzüm mikrodalga fırında patlar
İnsan yılda en az 1460 rüya görür
İçtiğimiz sular 3 milyar yaşındadır
Çin'de İngilizce konuşan kişi sayısı Amerika'dan daha fazladır
Elma, soğan ve patatesin tadı aynıdır. Fark sadece tamamen kokularından kaynaklanır. Aslında hepsi tatlıdır
En uzun boylu insan 1940 yılında ölen 2,72 metre boyunda ABD'li R.P. Wadlow olmuştur
Kibrit kutusu büyüklüğündeki altın külçesi yufka gibi açılarak bir tenis kortu büyüklüğüne kadar yırtılmadan uzatılabilir
İnsan daha çok oksijen alabilmek ve vücudundaki karbon gazını boşaltmak için esner
İnsan bir günde 28-33 bin litre hava, 500-700 litre oksijen, 2 kilogram yiyecek tüketir
Michel Jordan basketbol oynadığı yıllarda, bir yılda Nike'den, Nike'ın Malezya fabrikası personelinin hepsinden daha fazla para kazanıyordu
ABD, Ohio'da lisans olmadan fare yakalamak yasaktır
Eğer aynı zamanda aksırır, hıçkırır ve gaz çıkarırsanız, patlarsınız
Aşık olduğumuzda beynimiz "phenylethylamine" üretir. Bu kalp atışınızı hızlandırır ve sizi mutlu yapar. Bu kimyasal madde çikolatada da vardır
Uzayda yerçekimi olmadığı için astronotlar ağlayamaz. Çünkü gözyaşı aşağı düşmez
1994 Dünya Kupası'nda, Bulgaristan futbol takımının 11 oyuncusunun hepsinin isminin sonu "OV" ile bitiyordu
Birinci Dünya Savaşında Fransa ülkedeki tüm taksileri devraldı ve askerler cepheye bu taksilerle taşındı
Kahve sarhoş bir insanın ayılmasına yardımcı olmaz. Hatta çoğu zaman alkolün etkisinin artmasına yol açar
Kereviz yerken harcanan kalori,kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır
İnsan uzun süre bir böbrek ve bir akciğerle, midesiz, dalaksız yaşayabilir, ama karaciğersiz bir dakika bile yaşayamaz
Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır
|
Yorumlar (0) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
Türkiye için bir utanç fotoğrafı
Saturday, Mart 21, 2009
Türkiye için bir utanç fotoğrafı
Fotoğrafı görünce içim burkuldu.

Türkiye için bir utanç fotoğrafı Sonra kendi kendime, "Hayır hayır, bu mümkün değil, yine birileri Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratma çabası içinde olmalı" dedim.
Sonra başlığı okudum: "Oğlun ölmeden asla" diyordu.
Of of of...
Nasıl yani, oğulları PKK saldırılarında şehit olmadan bu analar oğullarının yemin merasimini izleyemez mi?
Fotoğrafı biliyorsunuz.
Birkaç gündür bazı gazetelerde birinci sayfadan, kocaman bir şekilde verildi.
Kimisi onlara "İşte Türkiye'nin zencileri" dedi, kimileri "Oğlun ölmeden asla" başlıklarını attı.
Bu fotoğraf Türkiye için bir utanç fotoğrafıydı.
Manisa'daki 1. Er Eğitim Tugayı'ndaki yemin törenine 40 yaşın altındaki başörtülü anneler alınmamış, onlar da tugayı çevreleyen tel örgülerin arkasında eğilmiş yemin eden çocuklarını görmeye çalışıyordu.
Vay vay vay...
Zenci muamelesi diye buna denir.
Obama bu fotoğrafı görse ne der acaba?
Şimdi... Bu tablodan, bu fotoğraftan bu durumdan kim sorumlu?
Evet soru bu:
Bu fotoğrafın çekilmesi atmosferini oluşturan sorumlularından başka kim Türk Silahlı Kuvvetleri'ni daha fazla yıpratabilir?
Aradan günler geçti, böyle bir uygulama yapılmadığına dair bir açıklama da yapılmadı.
İsrail de Filistin'de Kudüs'te böyle yapıyor.
Mesela 40 yaşın altındakilere, kontrolü altındaki camilerde cuma namazı kıldırmıyor!
Bu kırk yaş altı seçimi gerçekten çok tuhaf bir mantık içeriyor olmalı.
Acaba kırk yaşın altındaki başörtülü kadınlar başka niyetlerle mi başlarını kapatarak Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sınırları içine giriyor?
Öyle olduğunu varsayalım, nasıl bu kadar insanı aynı kefeye koyup, niyetlerini okuyor ve onları çocuklarının yemin töreninde ayırıyorsunuz?
Benzeri şeyler resmi bayramlarda da oluyor.
Rütbeli askerler başörtülü belediye başkanı eşi, ya da başörtülü bürokrat eşleriyle adeta kovalamaca oynuyorlar.
Eğer bir ödül töreninde rütbeli askerler ödül verici konumdaysa ve ödül alanlar başörtülüyse "Bu kişiye ödül vermem" diyor.
Zenci muamelesi de değil bu olsa olsa parya muamelesi.
|
Yorumlar (1) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
Sizin için önemli...
Saturday, Ocak 31, 2009
Sizin için önemli...
> >> Eğer bir gün ATM makinelerinden bir soyguncu tarafından >para>>çekmeye>> zorlanırsanız,>>>> PIN kodunuzu ters girmeniz >halinde (Örn. 1234 yerine 4321..>>gibi).>> Makine parayı veriyor ancak >bu arada polis de çağırıyor:))>>>>>>>> Bu konuyu çok nadir kişinin >bildiği için, mümkün olduğunca çok>>kişiye bildirelim >
|
Yorumlar (0) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
Basarinin Sirri...
Saturday, Ocak 31, 2009
Basarinin Sirri...
İş adamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı. Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı. Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu. 'Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli… Benimle Paylaşmak ister misin?' diye sordu yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da, 'Sana yardım edebilirim' dedi. Çek defterini çıkardı. İşadamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi: 'Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al' dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu. İşadamı elindeki çeke baktı. Çekte 500 bin dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller'e aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına. 'Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim' diye düşündü. John Rockefeller'e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi. Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti. Bu değerli çeki kasasına koydu. Onun kasasında olduğunu bilmenin güveniyle yepyeni bir iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı. Büyük küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı. Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı. İyi yapılan işler yeni işleri doğurdu. Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koyabilmişti. Takip eden aylarda ise borçlarından tümüyle kurtulup hatta para kazanmaya başlamıştı. Tüm bir yıl boyunca çalıştı durdu. Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çek ile parka gitti. Kararlaştırılmış saatin gelmesini bekledi. Tam zamanında yaşlı adamın hızla ona doğru geldiğini gördü. Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü paylaşacakken bir hemşire koşarak geldi ve adamı yakaladı. Hemşire 'Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi rahatsız etmemiştir' dedi. 'Çünkü bu bey sürekli olarak huzur evinden kaçıp, bu parka geliyor. Herkese kendisinin John Rockfeller olduğunu söylüyor' diye ekledi. Hemşire adamın koluna girip onunla birlikte uzaklaştı. İşadamı şaşkın bir şekilde öylece durdu kaldı. Sanki donmuştu. Tüm yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştı. Birden, hayatının akışının değiştiren şeyin para olmadığını fark etti. Hayatını değiştirenin yeniden kendinde bulduğu kendine güven ve inançtı. Son söz: Başarının sırrı, kasamızda duran değil, kendi kalbimizde ve kafamızda olanlardır. Başka yerde aramaya gerek yok.
|
Yorumlar (2) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
Geri alınamayan şeyler
Saturday, Ocak 31, 2009
Geri alınamayan şeyler
Geri alınamayan şeyler Evin telefonu sabaha karşı üç buçukta çaldı. Uyku sersemi adam telefonu açtı. Telefondaki ses annesine aitti. Telaşlandı, korktu başlarına bir şey mi gelmişti? Annesi: -'nasılsın oğlum iyi misin' diye sordu. Oğlu şaşkın bir ifadeyle: -'iyiyim anne hayırdır bir şey mi oldu siz iyi misiniz?' dedi. Annesi: -'biz iyiyiz bir şeyimiz yok sadece sesini duymak istedim' dedi. Oğlu da: -'anne bunun için mi aradın saat sabahın üç buçuğu yarın da konuşabilirdik' deyince Annesi de: -'rahatsız mı ettim oğlum?' dedi. Oğlu: -'evet anne rahatsız ettin' deyince, Annesi: -'30 sene önce sen de beni bu saatte rahatsız etmiştin, doğum günün kutlu olsun... Hayatta geri alınamayacak iki önemli şeyden biri zaman diğeri de söylenen söz dür...
|
Yorumlar (0) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
<<< ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::  |
|
|
|
|
|