|

|
|
<%ArchiveInfo%>
Gizli Ayırımcılık....
Perşembe, Ağustos 17, 2009
Gizli Ayırımcılık....
GİZLİ AYIRIMCILIK....
 "Bizi görmek bizi tanımak, bizi tanımak bize saygı duymak, bize saygı duymak bizi sevmeyi öğrenmek, bizi sevmek ise bütünleşmemiz için atılan ilk adım demektir"*
Perakende sektörü ve üreticilere hitap eden bir dergide engellilerin konu edileceği söylenip benden bir yazı istendiğinde ilk aklıma gelen şey, nasıl bir yazı yazmamın daha doğru olacağı sorusuydu. Aslında, yaşamının ilk 26 senesinde engellerden bihaber, sonraki 8 seneden beri ise omurilik yaralanması sonucu felç olup tekerlekli sandalye kullanan ve engelle(mel)erden mağdur olan biri olarak, sizlere, “Neden biz sakatlığı olan kişileri marketinize/alışveriş merkezinize/mağazanıza almıyorsunuz, bizi beğenmiyor musunuz?” diye sormam gerek; ama bunu sorarsam dergiyi elinizden bırakacağınızı, (hadi iyimser olayım) sayfayı çevireceğinizi düşünüyorum. Oysa ben bundan sonraki satırları da dikkatle ve empati kurarak okumanızı umuyorum. Çünkü bu yazıda, yaptıklarınız kadar yapmadıklarınızdan da sorumlu olduğunuzu sizlere hatırlatmak istiyorum.
Bir binaya ya da hizmete erişimi bir grup için engelliyorsanız, bu ayrımcılıktır Evet, sattığınız ürünü ya da hizmeti almak için mağazanıza gelmek istediğimde önümde aşamayacağım yükseklikler, geçemeyeceğim kapılar, arasında dolaşamayacağım darlıkta koridorlar, erişemeyeceğim yükseklikte raflar, içine sığamayacağım kabinler, kolayca ödeme yapıp ayrılamayacağım bir kasa varsa, beni engelliyorsunuz, yani ayrımcılık yapıyorsunuz demektir. Hem sadece tekerlekli sandalye kullanan beni değil, yaşlıları, hamile kadınları, çocuklu anne-babaları, geçici bedensel rahatsızlığı olanları da engelliyorsunuz. Ve biliyor musunuz, mağazanızın girişine “Sakatlar-hamileler-yaşlılar giremez” diye kocaman bir tabela asmakla, girişi engelleyici düzenlemeler yapmak arasında son kertede hiç bir fark yoktur. İkisinde de mağazanıza giremiyor ve hizmetinizi satın alamıyorum!
*** Herkes Gibi...
Mağazanızdan hizmet satın alamadım, ama öyle kolay kutulamazsınız benden ? Hemen kapıdaki görevliye seslenip, adet olduğu üzere, “en yetkili kişi”yle görüşmek istediğimi söylerim. “Buyurun ben yardımcı olayım Beyefendi” faslını, “yok, benim şikâyetim daha büyük, doğrudan yöneticinizle görüşmem gerek” diyerek geçerim. “Buyurun sorunu ben ileteyim kendisine” üstelemesini de, “Hayır, çok teşekkür ederim, ama benim yöneticiyle görüşmem şart” diye aşarım. Bunun üzerine istemeye istemeye elindeki telsizle amirine seslenir: - 90-91, 90-91 - Dinlemede 91 - Burada bir müşteri var, yöneticiyle görüşmek istiyor, tamam. - Neden? Tamam - Bilmiyorum, sandalyesi var, galiba o konuda, tamam - Ne sandalyesi? Tamam - Üstüne oturuyor, tamam - Kaldırsana, niye oturuyormuş sandalyede? Tamam - Bilmiyorum, tamam - Bizim sandalye mi? Tamam - Hayır, kendi sandalyesi, tamam - Bizim sandalyemiz değilse bizi neden ilgilendiriyor? Tamam - Bizim girişte oturuyor, tamam - Git başka yerde otur, demedin mi? Tamam - Yok, öyle değil, içeri girmek istiyor, tamam - Deli mi? Tamam - Yok değil, tamam - Ne istiyormuş? Tamam - Yöneticiyle görüşmek, tamam - Sen orada bekle, geliyorum, tamam
Telsizle bu uzun görüşmenin ardından görevli kan-ter içinde kalır mutlaka. Bu duruma sebep olduğum için bana kızgın olması da çok muhtemel tabii. Sakinleştirmek lazım...
- Mağazaya girmek isteyip, varolan kaldırımı aşamayınca, konuyu yöneticiye iletmek istedim - Ben yardım ederdim geçmenize, yönetici çağırmaya gerek yoktu ki - Biliyorum yardım ederdin, ama ben yardımsız girmek istiyorum - Niye ki? - Kendimi daha iyi ve özgür hissetmek için - Nasıl? - Sen mağazaya giren herkese yardım ediyor musun? - Hayır - Neden? - Gerek olmuyor ki - Tamam işte, ben de gerek olmasın, herkes gibi olayım istiyorum ? - Peki. Şimdi amirim gelecek, onunla konuşursunuz.
O arada Amir gelir:
- Buyurun Beyefendi? - Merhaba, demin arkadaşa da anlattım, mağazanıza girip alışveriş etmek istiyorum. Ama şu kaldırım ve önündeki merdiven bana engel oldu. Bu konuyu yöneticinize iletmek ve sorunu çözmesini talep etmek istiyorum. - Yönetici şu anda toplantıda, konuyu kendisine ben iletirim. - Yok, ben şahsen iletmek istiyorum mümkünse - Peki bakayım ne zaman gelebilir
Kısa bir telsiz konuşması ve birkaç dakika sonra yönetici olduğunu söyleyen biri yanıma gelir. Mağazaya giremediğimi ve bu sorunun ortadan kaldırılmasını istediğimi hızlıca anlatırım ve hizmetten herkesin yararlanması için dikkat etmeleri gereken konuların yer aldığı şu kâğıdı kendisine veririm:

Hizmetten herkesin yararlanabilmesi için dikkat edilmesi gereken konular (1) 1. Kaldırım genişliği; İki tekerlekli sandalye için min. 180 cm. bir tekerlekli sandalye için 120 cm olmalıdır. 2. Kaldırım ve rampa eğimi maksimum % 6 olmalıdır. 3. Tehlikeli yerlerde emniyet barları olmalıdır. 4. Yaya geçitleri: Yer seviyesinde olmalı, kaldırım yüksekliği azaltılmalı. 5. Kaldırım taşı yüksekliği: Geçiş seviyesinde (3 cm) ve kesintisiz olmalı 6. Yaya yolu: Baş ile aynı seviyede olan çıkıntılar tehlikelidir. Güneşliklerin alt kenar yüksekliği yerden minimum 200 cm olmalı. Yolu kapatan uyarı panosu, araba, bisiklet olmamalı. Zemin kaygan olmamalı. 7. Semboller (yazı ile yönlendirme): İyi okunabilmeli, 140-180 cm arasında aydınlatılmış yazılar tercih edilir ( tercih edilen yükseklik 150 cm). 8. Posta kutuları veya çöplerin vs. yüksekliği: Maksimum 120-130 cm. 9. Park yerleri: 50 park yerinden 1 tanesi tekerlekli sandalyeli özürlü için ayrılmış olmalı, ICTA panosu ile belirtilmeli, sarı renkli olmalı, minimum 350 cm olmalı. 10. Garaj: Bina girişinde olmalı, uzaktan kumandalı olmalı, elektrik düğmeleri çıkışa yakın olmalı. 11. Bina ana giriş kapıları: Eşiksiz, 80-100 cm genişlikte ve yerden otomatik açılışlı olmalı. 12. İç kapılar: Eşiksiz, ortalama 90 cm genişlikte olmalı, 13. Zemin kaplama: Kaygan olmamalı, tutan halılar olamamalı 14. Asansör genişliği: 110-140 cm olmalı. 15. Asansör kapı genişliği: 80 cm otomatik olmalı. 16. Asansör düğmelerinin yerleşimi ve yüksekliği: Yerden 90-140 cm yükseklikte ve yatay olmalı, karşı duvardan 40 cm uzakta yerleşmeli. 17. Asansörün diğer özellikleri: 85-90 cm yükseklikte tutunma barı olmalı. Telefonu olmalı. Halı kaplı olmalı. Açılır-kapanır koltuk olmalı. Yeterli manevra alanı olmalı. 18. Yoldan binaya giriş: Caddeden itibaren basamaksız olmalı, kaldırım maksimum 3 cm olmalı, 19. Tuvalet: Her 10 tuvaletten biri özürlü için ayrılmış olmalı, tekerlekli sandalye için uyarlanabilir olmalı. 20. Binadaki merdiven genişliği + yükseklik: 2 yükseklik + 1 genişlik =63 cm olmalı. 21. Oteller: Odaların % 5'i ya da en az 2 oda tekerlekli sandalye kullananlar için düzenlenmiş olmalı, 22. Telefon kabinleri: Her 10 telefondan biri özürlüye ayrılmalı. ICTA panosu ile belirlenmeli, kapı genişliği 90 cm, eni 120 cm, boyu 125 cm, yerden telefonun en üst yüksekliği 130 cm, rehber koyma yeri yüksekliği 120 cm olmalı. 23. Bekleme salonu, lokanta ve mağazalar: Kasalar arası mesafe 90-100 cm olmalı, uygun manevra alanı olmalı, lokantalarda uzun geçişler ve dik açılı kulvarlar minimum. 100 cm genişlikte olmalı. 24. Halka yönelik gişeler: Barlar arası mesafe 90-100 cm olmalı. 25. Tren, uçak, otobüs, taksi: İniş ve binişler için alçak basamaklar ya da rampalar olmalı, en az bir kompartıman özürlüye ayrılmalı, taksi kapı genişliği uygun transferi sağlamalı. 26. Sinema, tiyatro, konferans salonları: 300 koltuktan biri özürlü için ayrılmış olmalı yada arkadan girişli 4 kişilik 100-120 cm yer ayrılmalı, giriş ve çıkışlar uygun olmalı.
 Sonuç Yerine Fiziksel dezavantajı olan müşterilerinizi göz ardı etmemeniz hem müşterilerinize olan saygınızı göstermek için önemli, hem o müşterilerin alışveriş potansiyelini kaybetmemeniz için önemli, hem herkesi düşünen mağazacılık anlayışının diğer tüm müşterilerinizde yol açacağı olumlu algılamalar ve onların mutluluğu (aslında daha çok alışveriş yapması) için önemli, hem artık reklâm kadar önemli hale gelen sosyal projelere önem veren kurum imajının yansıtılması için önemli, ve hem de hepsinden önemlisi, siz mağazacıların asli kriteri olan “koşulsuz müşteri memnuniyeti” için önemli. Hasılı, ben sizin müşterinizim ve koşulsuz mutlu olmak istiyorum...

|
Yorumlar (2) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
BUNLARADA REZİL OLDUK
Cuma, Mart 14, 2008
BUNLARADA REZİL OLDUK

Tekerlekli sandalyelerle teftişe çıktılar. Gün boyunca çarşıları, yolları böyle incelediler. Görenler şaştı kaldı. Çünkü sıradan özürlü vatandaş gibi görünseler de her biri bakan. Kuveyt'in Kamu Çalışmaları Bakanı, Altyapı, Ulaştırma ve Sağlık Bakanları, tekerlekli sandalyelere atladıkları gibi teftişe çıktılar. Başkentte açılan Mübarekiye alışveriş merkezini gün boyunca böyle incelediler. Böylelikle, tekerlekli sandalyeye mahkum vatandaşların da rahat gezip gezemeyeceklerini anlamış oldular. Ancak bazı vatandaşlar bakanlardan böyle incelik beklemediklerini bunun bir sürpriz olduğunu söylediler.
Peki ya bizim bakanlarımız ne yapiyor tam tersine engelli insanları hep engelemmekten başka bişey yapmadılar,sadece bakanlar degil sivil kuruluşlar,resmi ve özel sektörler ve duyarsız vatandaşlar,yani bu konuda üstlerine düşen görevi yapmadılar yapmak istemediler alın işte bu resim utanç belgesi olsun duyarsız insanlara....
Bi bunlar kalmıştı tam oldu bunlarada rezil olduk sınıfta kaldık
Ömer F.Ç
|
Yorumlar (yok) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
BÖYLE BUYURMAZ MISINIZ?
Salı, Şubat 5, 2008
BÖYLE BUYURMAZ MISINIZ?
TEMPO, dört duvar arasında yaşamaya mahkûm edilen engellileri, sadece yüksek kaldırımlar, dik rampalar, asansörsüz binalar gibi 'fiziksel koşulları'ın değil; bizzat bu toplumun engelsiz bireylerinin engellediğini düşünüyor. Bu engelleri kaldırmak, engellilerin yanında yer alan 'engelsizlere' düşüyor. TEMPO bu düşünceyle bir sosyal sorumluluk kampanyası başlatıp ''Engeller kaldırılsın'' çağrısını yapıyor ve ünlü isimleri bu sandalyeye oturmaya davet ediyor
|
72 milyon nüfus içinde, sanki kütükleri ‘kayıp hayatlar’ hanesine yazılmış, 8 milyon kişiler. Basit bir matematik hesapla, sağımızdaki solumuzdaki, önümüzdeki arkamızdaki 9’un 1’iler. Ama bizim hayatımızın matematiğine uymadığından hiç yokmuş gibiler. Sanki batıl inançlı insanların yaşadığı apartmanın asansörünün hiç durmadığı 13. kat gibiler.
Onlar hiç görmediğimiz, duymadığımız, bilmediğimiz engelliler... Onlar sanki yaşamıyormuş gibi davranarak, yok ettiğimiz 8 milyon kişiler...
Engelli olmak sanki bir suçmuşçasına tecrit edilen, bir günahmışçasına sakınılan, bir kadermişçesine acınılan, bu toprakların en büyük engeli aslında, yine ‘biziz’. TEMPO bu düşünceyle bir sosyal sorumluluk kampanyası başlatıyor ve “Engeller kaldırılsın” çağrısını yapıyor.
TEMPO, dört duvar arasında yaşamaya mahkûm edilen engellileri, sadece yüksek kaldırımlar, dik rampalar, asansörsüz binalar, üst geçitler gibi ‘fiziksel koşullar’ın değil; bizzat bu toplumun engelsiz bireylerin engellediğini düşünüyor. Bu engelleri kaldırmak, engellilerin yanında yer alan ‘engelsizlere’ düşüyor.
Türkiye’de henüz kaç engelli olduğu bile bilinmiyor. ‘Yuvarlak’ tahminler 8 milyonu işaret ediyor. Trafik kazaları, kötü beslenme ve sağlık hizmetleri vb. nedenlerle bu sayı yerinde durmuyor ve artıyor.
Yaşam kalitesi konusunda ciddi problemleri olan Türkiye’de ‘engelli olmak’, ölmeden ‘hayattan ayrılmak’ anlamına geliyor. Ve bu gerçek, hemen yanı başımızdayken, ‘yokmuş’ gibi davranmak, sorunu küçültmüyor, aksine daha da büyütüyor.
Sadece maddi değil, manevi yardımlara da ihtiyaç var
1) Yöneticiler, engellileri unutmayın: Türkiye’de ne merkezi hükümetlerin ne de yerel yöneticilerin öncelikleri arasında ‘engelliler’ yer almadı. Her fırsatta 21. yüzyıl nutukları atmaya hevesli yöneticilerin, artık bu yüzyıla uygun bir ‘engelli politikası’ uygulamasının zamanı geldi. TEMPO, toplum adına yaptığı bu çağrıda yöneticilerin engelliler konusunda ‘koydukları engelleri’ ya da ‘kaldırdıkları engelleri’ sergilemek konusunda kararlı.
2) Yöneticilere her fırsatta engellileri hatırlatın: Merkezi ve yerel yöneticiler, bize hizmet etmekle yükümlüler. Bu ‘biz’in içine ‘onlar’ da, yani engelliler de giriyor. Engelli dostlarınızın evlerinden çıkabilmelerini sağlayacak ‘baskıyı kurun’. Örneğin yaşadığınız yerdeki üst geçide asansör yapılması için bastırın. Nasıl mı? Faks çekin, telefon edin ve hatta belediyeye bizzat gidin. Bir metro istasyonunda asansör varken, diğerinde neden olmadığını sorgulayın. Semtinizdeki okulda neden engelli girişi yapılmadığını öğrenin. Engelli girişi için öylesine ısrarlı olun ki, Milli Eğitim yöneticileri bunalsınlar, bir daha böyle bir projeyi onaylamayı akıllarına dahi getirmesinler. Şu sıkça sözü edilen engelli otobüslerinin neden mahallenizin durağına bir kez bile uğramadığını, bu otobüslerin sayısını öğrenin. Doğru cevabı alıncaya kadar da vazgeçmeyin.
3) Paranız yoksa elinizi uzatın: Engelliler çok yalnızlar. Gerekli altyapı çalışmaları yapılmadan sokağa çıkmalarının olanağı yok. Eğer bu kampanyada ‘emeğiniz ve gönlünüzle’ yer almak istiyorsanız. Bir engellinin elinden tutun. Engelli bir çocuğu bir kez olsun okuluna götürün. Gözü görmeyen birine kitap okuyun. Evinden hiç dışarı çıkmamış olana, arabanız varsa, şehri gezdirin. Gönüllülük işine en yakınınızdan, kendi sokağınızdan başlayabilirsiniz. Ama isterseniz, yayımladığımız özürlü dernekleriyle de ilişkiye geçerek yardım edebileceğiniz engellilere ulaşabilirsiniz.
4) Maddi yardımlarınıza da ihtiyaçları var: Türkiye’nin yoksulluğu engellilere de yansıyor. Pek çoğu azıcık duymasına yardım edecek işitme aletinden yoksunlar. Bir tekerlekli sandalye ile hayatı değişecekken, bu fırsatı hiç bulamayanlar var. Protez sayesinde yürüyebilecekken, asla adım atamayanlar... Bu gibi durumlarda yapacağınız maddi katkılar onların hayatlarını değiştirebilir. Yardımlarınızı devletin onay verdiği kampanyalar aracılığıyla yapabileceğiniz gibi, bire bir de destek sağlayabilirsiniz. (Engelli konusu çok sömürülen bir konu olduğundan, kampanyaların onaylı olup olmadığına çok dikkat etmelisiniz.) Yardımınıza ihtiyaç duyan engellinin neye ihtiyacı olduğunu saptayabilir ve ayni yardımla onun hayatını değiştirebilirsiniz. Örneğin tekerlekli sandalyeyi kendiniz satın alıp, aracısız armağan edebilirsiniz. |
|
Yorumlar (yok) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
Aşk engel tanır mı?
Salı, August 21, 2007
Aşk engel tanır mı?
Aşk engel tanır mı?
Bugün Hep merak edilir acaba bir engelli ile engelsiz beraber olabilir mi? Ya da iki engelli sevgili olabilir mi? Olursa nasıl olur? Özellikle konu evlilikse bu konu çok öne çıkar. Ama bu konu önemli olduğu halde pek gündeme gelmez.
Evet herkes merak eder ama kimse gündeme getiremez. İşte ben bu hafta bu konuyu ele almak istedim. Birçok kişi için bu durum engel teşkil edebilir. Oysa aşk korkular üzerine kurulan bir yapı mıdır? Zamanında ben de bu soruları kendime sordum 'Acaba engelim sevmeme engel mi?' diye... Bu düşünceler içinde iken bir gün tekerlekli sandalyeli biri yanında bir hanımla çıkagelmişti oturduğum parka. Bir süre sonra muhabbet ederken bulduk birbirimizi. Tekerlekli sandalyeli adam yanındakinin eşi olduğunu söyledi. Ben acaba sonradan mı engelli olduğunu düşünürken o yanıtladı: Ben doğuştan engelliyim. Adam yüzümdeki şaşkınlığı fark etmiş olmalı ki hiç durmadan olaya geçti. Aynı mahalleden arkadaşlarmış. Muhabbet ederken anlamışlar sevdiklerini. Önce tereddüt etmişler ama her şeyi de yeneceklerine inanmışlar. Aileler önceden kabul etmese bile her şey düzelmiş ve hatta bir tane çocukları olmuş. Ben masal gibi onları dinlerken asıl engelin içindeki korkuların olduğunu görmüş oluyordum. Bir şeye başlarken peşin hükümlerle yargıya varmak zaten o işi baştan kaybetmesine neden oluyor.
Bu korku olduğu sürece bırakın engellilerin aşkı engeli bulunmayan kişilerin aşkı da bir bakmışsınız yerle bir olmuş. Eğer olduğunuz gibi davranabilirseniz ve birbirinizin gerçeklerini paylaşarak ortak bir yol çizebilirseniz o zaman hangi engel aşkın karşısında durabilir ki? Bugün birçok engelliñengelsiz evliliği var. Ve gayet mutlular. Tıpkı diğer evlilikler gibi. Yeter ki sevme engelli olmayın. Bu engel size fiziki engelinizden daha çok acı verebilir.
ENGELLİ OYUNCULAR ARANIYOR
Gelecek aylarda çekmeyi planladığımız uzun metraj sinema filmimiz için fiziksel engelli kol, bacak uzuvları olmayan insanlar aramaktayız. Filmimiz Güneydoğu’da askerlik yapan bir birliğin öyküsüdür. Film Antalya'da çekileceği için bütün illerden insanlar olabilir. GONCA SAATÇİ Creavidi Film Yapım Hiz. Ltd: Şti Adres: Asmalı Mescit Minare Sk. NO:25 BEYOĞ- LU / İSTANBUL TEL : 0212 243 95 05-06 FAX : 0212 252 32 78 e-mail: gonca@creavidi.com
__._,_.___
|
Yorumlar (2) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
YORUMSUZ
Cumartesi, Mayıse 30, 2007
YORUMSUZ
YORUMSUZ

YORUM SİZİN
|
Yorumlar (4) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
YORUMSUZ
Cuma, Mayıse 29, 2007
YORUMSUZ
YORUMSUZ

YORUM SİZİN
|
Yorumlar (3) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
Terörün yarattığı 29 bin sakatın bedeli 100 milyar $
Perşembe, Mayıse 28, 2007
Terörün yarattığı 29 bin sakatın bedeli 100 milyar $
Terörün yarattığı 29 bin sakatın bedeli 100 milyar $
Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) gibi kurumların verilerine göre, dünyadaki sakat insan sayısı yaklaşık 700 milyon. Yine WHO'nun gelişmekte ve az gelişmiş ülkelerde baz aldığı verilere göre Türkiye'deki nüfusun yüzde 12.29'u (8 milyon 500 bin) engelli. Bu sayıya 23 yıldır devam eden terör eylemleri sonucu 29 bin 69 kişi daha eklenmiş durumda. Dolayısıyla bugün, dünyada süren savaşlar, Türkiye'de artan terör eylemlerinin sağlık üzerindeki etkilerine ve tedavi giderlerindeki maddi kayıp oranlarına bir bakalım. Önce bir hatırlatma: 1945'te, ABD, Japonya ile baş edemeyince biri Hiroşima'ya, diğeri Nagazaki'ye 2 atom bombası gönderdi. Geriye 200 bin ölü ve binlerce sakat insan kaldı. Resmi rakamlara göre 20 milyondan fazla insan da sakat kaldı ve savaş sonrası Sovyetler Birliği, ABD'ye 4 milyon takma bacak siparişi verdi. ABD'nin 2 yıldır işgal ettiği Afganistan'da 10 bin, Irak'ta 100 binin üzerinde insan yaşamını yitirdi. Bir o kadar insan da sakat kaldı; kalmaya da devam ediyor. Ya Türkiye? 1984'ten bu yana 23 yıldır devam eden terör olayları yüzünden 10 bin 585 asker, 3 bin 388 polis, bin 995 köy korucusu, 11 bin 606 vatandaş ve bin 495 terörist olmak üzere 29 bin 69 kişi yaşamını sakat olarak sürdürüyor. Artan sakatlıklar en çok engellilere hizmet veren dernek başkanlarının başını ağrıyor. Şırnak Cizre'de faaliyet gösteren Engelliler Derneği Başkanı Mehmet Şerif Gökhan'da çok dertli: "100 bin nüfuslu ilçemizde 5 yıl önceki sakat insan sayısı 700 kişiydi. Bugün bu sayı bin 400'e çıkmış durumda. Yani terör ve mayınlar her geçen gün sakat sayısını ikiye katladı. Sağlığını yitiren üyelerimizin yüksek tedavi giderleri karşısında çaresiz kalıyoruz." Rakamlara baktığımızda bilanço ağır. Organ kayıplarının yanında yazılan çizilen 200 milyar dolar civarında da maddi kayıp var. Bir tarafta terör nedeniyle turizmdeki maddi kayıplar, diğer tarafta sakat kalanların harcadığı milyarlarca dolar tedavi (ortezprotez) gideri var. Bunlara cenaze masraflarını eklediğimizde resmi rakamlara göre terörün faturası dolaylı maliyetlerle birlikte 300 milyar doları bulduğu belirtiliyor. Bir başka deyişle terör nedeniyle ortaya çıkan sakatlar ordusu 100 milyar dolarlık bir bedeli karşımıza çıkarıyor. 100 milyar dolar rakamı size abartılı gelebilir. O zaman size tabloya bakmanızı öneriyorum. Basit bir aparatın bin YTL, protezin ise 4 bin YTL'den başladığını söyleyelim. Rakamlar Maliye'nin... Terörün 29 bin mağdurunun sadece protez ihtiyacı için bile bu rakamlar ödenirken tedavi, bakım, maaş ve diğer giderlerle bu rakam belki de iyimser kalıyor. Peki bu 300 milyar dolar ne anlama geliyor? İşte özet: - Milli gelirin (400 milyar $) dörtte üçü, - Dış borcun 2.5 katı, - 7 tane GAP, 350 Boğaz Köprüsü, - Bugünkü otobanların 2 katına karşılık gelen 30 bin kilometrelik otoban, - Bugünkü derslik sayısının 12 katı olan 5 milyon derslik okul, 75 Atatürk Barajı.
|
Yorumlar (yok) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
THY'den engelli yolculara 25 indirim
Perşembe, Mayıse 28, 2007
THY'den engelli yolculara 25 indirim
THY'den engelli yolculara 25 indirim
Türk Hava Yolları (THY), engelli yolcular için iç ve dış hatlarda uygulanabilir ücretler üzerinden yüzde 25 indirim uygulaması başlattı. THY yaptığı açıklamada yaşama geçirilen uygulama ile yüzde 40 ve üzeri oranda engelli olan yolculara, uygulanabilir ücretler üzerinden yüzde 25 indirim sağlanacağını kaydetti. Açıklamaya göre, indirimden faydalanmak isteyen yolcular, yüzde 40 ve üzeri oranda engelli olduğunu belgeleyen, Başbakanlık engelliler İdaresi Başkanlığı tarafından verilmiş olan engelli kimlik kartı, sağlık kurulu raporu veya nüfus cüzdanlarını ibraz etmeleri yeterli olacak. Ayrıca, “Refakatçi ile seyahat etmelidir” ibaresi bulunan doktor raporunun ibraz edilmesi halinde, engelli yolcu ile aynı seferde seyahat edecek bir refakatçiye de aynı indirim sağlanacak. 24 saat öncesinden belirtilmek suretiyle isteyen tüm THY yolcularına ücretsiz olarak tekerlekli sandalye ve sedye hizmeti de sunulacak.
THY Genel Müdürü Doç. Dr. Temel Kotil, engellilerin yaşam kalitesini artırmaya yönelik sağladıkları desteğin devam edeceğini bildirdi. Türkiye'nin sadece ekonomik gelişimine değil, sosyal ve kültürel gelişimine de katkı sağlamayı amaç edindiklerini belirten Kotil, yapılan indirimle engelli yurttaşlara konforlu ulaşım imkanı sağlamayı hedeflediklerini ifade etti. Kotil, uygulama kapsamında düzenlenecek seminerlerle THY personeline eğitim vereceklerini dile getirdi
|
Yorumlar (yok) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
SATILIK KÖPEK YAVRULARI
Perşembe, Nisan 24, 2007
SATILIK KÖPEK YAVRULARI
SATILIK KÖPEK YAVRULARI
"Satilik Köpek Yavrulari" ilaninin hemen altinda küçük bir çocugun basi gözüktü ve çocuk dükkan sahibine sordu:
"Köpek yavrularini kaça satiyorsunuz?"
Dükkan sahibi
"30 dolarla 50 dolar arasinda degisiyor fiyatlari" dedi.
" Benim 2 dolar 37 sentim var" dedi çocuk
"Bir bakabilirmiyim yavrulara"
Dükkan sahibi gülümsedikten sonra bir islik çaldi ve köpek kulübesinden bes tane yumak halinde yavru çikti.
Yavrulardan biri arkadan geliyordu.
Küçük çocuk yürümekte zorluk çeken sakat yavruyu isaret edip sordu:
"Bunun nesi var?" dükkan sahibi onun kalça çikigi oldugunu ve hep sakat kalacagani açikladi.
Küçük çocuk heyecanlanmisti.
"Ben bu yavruyu satin almak istiyorum''
Dükkan sahibi:
"Hayir o yavruyu satin alman gerekmiyor.
Eger gerçekten istiyorsan o yavruyu sana bedava veririm"
Küçük çocuk birden sinirlendi.
Dükkan sahibinin gözlerinin içine dik dik bakarak,
"Onu bana vermenizi istemiyorum. O da diger yavrular kadar degerli ve ben fiyatini tam olarak ödeyecegim.
Aslinda simdi size 2 dolar 37 cent verecegim ve geri kalanini ayda 50 cent ödeyerek tamamlayacagim.
''Dükkan sahibi çocugu ikna etmeye çalisti."
Bu köpegi gerçekten satin almak istedigini sanmiyorum..
Bu yavru hiçbir zaman diger yavrular gibi kosup,ziplayamayacak ve seninle oynayamayacak.
"Bunun üzerine küçük çocuk egildi,pantolonunu sivadi ve büyük bir metal parçasiyla destekledigi sakat bacagini dükkan sahibine gösterip,tatli bir sesle,
"Ben de çok iyi kosamiyorum ve bu yavrunun kendisini çok iyi anlayacak bir sahibe gereksinimi var" dedi.
Sevgi tedavi edicidir-hem vereni,hem de alani tedavi eder.
DAN CLARK
|
Yorumlar (yok) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ ?
Cumartesi, Nisan 12, 2007
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ ?
Önemli buluşlar ve tarihleri
1280 İlk gözlük İtalya'da yapıldı.
1450 Johannes Gutenberg'in baskı makineleri kitap üretiminde çığır açtı. Bunun sonucunda yeni icatlar hakkındaki bilgilerin yayılması hızlandı.
1453 Copernicus, gezegenlerin Dünyanın etrafında değil, Güneş'in etrafında döndüğünü ortaya atan kuramını yayımladı.
1592 Galileo, cisimleri 30 kez büyüten bir teleskop yaptı.
1614 İskoçyalı matematikçi John Napier logaritma cetvelini icat etti.
1618 Johannes Kepler, gezegenlerin Güneş'in çevresinde çizdikleri elips biçimindeki yörüngeleri betimleyen yasaları yayımlar.
1622 Blaise Pascal, babasının vergi hesaplarında kullanması için bir toplama makinesi icat etti.
1668 Isaac Newton ilk aynalı teleskopu yaptı.
1687 Newton'un, evrensel çekim yasalarını formülleştirdiği Principia başlıklı kitabının yayımladı.
1698 Thomas Savery'nin yaptığı ilk buhar makinesi, su altında kalan madenlerdeki suyu dışarı pompalamada kullanıldı.
1752 Benjamin Franklin, yıldırımın elektrikten kaynaklandığını gösterdi.
1783 Marquis de Jouffroy d'Abbans ilk buharlı gemiyi yüzdürdü.
1783 Montgolfier Kardeşler bir sıcak hava balonunu başarıyla uçurdu.
1789 Lavoisier'nin, 33 elementi sıraladığı ve bu elementlerin adlandırılması ile ilgili modern sistemi sunduğu "Kimyasal Adlandırma Yöntemi" yayımlandı.
1796 Edward Jenner, bir çocuğu çiçek hastalığına karşı aşıladı.
1799 Alessandro Volta, ilk elektrik bataryasını yaptı.
1801 İlk denizaltılardan olan Nautilus ilk yolculuğunu tamamladı.
1804 Richard Trevithick raylar üzerinde giden ilk buharlı lokomotifi yaptı.
1826 Fransız fizikçi Joseph Niepce tarihteki ilk fotoğrafı çekti.
1829 George Stephenson, en iyi buharlı lokomotif tasarlama ve yapma yarışmasını kazandı. Rocket adlı bir lokomotif üretti.
1830 İlk dikiş makinesi Fransız terzi Barthelemy Thimonnier tarafından tasarlandı.
1836 Samuel Colt, yaptığı hızlı ateş eden tabanca "altıpatlar" ın patentini aldı.
1837 Isambard Kingdom Brunel, ilk kıtalararası buharlı gemiyi yüzdürdü.
1837 İki İngiliz mucit William Cooke ve Charles Wheatstone ilk elektrikli telgraf makinesini yaptı.
1838 Samuel Morse kendi geliştirdiği Morse alfabesini ilan etti.
1841 Michael Faraday, hareketli bir mıknatıstan elektrik akımı elde etti.
1843 Samuel Morse, telgraf mesajlarında kullanılmak üzere nokta ve çizgilerden oluşan ünlü mors alfabesini icat etti.
1846 Amerikalı bir dişçi bir çene ameliyatında acıyı hissettirmemek için eter kullandı.
1848 İlk yürüyen merdiven, New York'ta turist çekmek için kuruldu.
1849 Çengelli iğne icat edildi.
1857 New York'ta bir dükkân asansörü olan ilk bina oldu.
1860 Belçikalı Etienne Lenoir ilk içten yanmalı motoru yaptı.
1863 İlk metro (yeraltı demiryolu) hattı Londra'da işletmeye açıldı. 1868 Gregor Mendel, bezelye bitkileriyle yaptığı, modern genetik kuramının temellerini oluşturan araştırmalarını bitirdi.
1876 Alexander Graham Bell ilk telefon konuşmasını yaptı.
1877 Edison fonografı icat etti.
1878 Joseph Swan elektrik ampulünü icat etti.
1879 Ernst von Siemens elektrik döşenmiş bir hat üzerinde giden ilk elektrikli treni sergiledi.
1881 Emile Berliner, yassı plaklar kullanan ilk gramofonu yaptı.
1885 Louis Pasteur, bir dizi aşı yaparak, kuduz bir köpek tarafından ısırılmış bir çocuğun yaşamını kurtardı. 1885 Fizikçi Heinrich Hertz elektromanyetik dalgaların varlığını gösterdi.
1889 Edison'un yardımcısı Charles Batchelor sinema filmlerinin seslendirilmesi üzerine deneyler yaptı.
1890 Daimler motor şirketi, dört tekerlekli ve akaryakıtla çalışan otomobil üretimine başladı.
1895 Wilhelm Röntgen, X-ışınlarını buldu.
1898 Valdemar Poulson, modern teybin öncüsü olan bir cihaz yaptı.
1901 İlk radyo transistörünü Marconi geliştirdi. 1902 İtalyan Guglielmo Marconi, Manş Denizi üzerinden radyo dalgalarıyla mesaj iletmeyi başardı.
1903 Amerikalı Wright Kardeşler ilk motorlu uçağın uçuşunu gerçekleştirdi.
1903 Henry Ford, yeni araba fabrikasıyla seri üretim tekniğini getirdi.
1903 Willem Einthoven, kalbin işleyişini kaydeden elektrokardiyografi cihazını icat etti.
1904 John Fleming'in geliştirdiği cam diyotlar radyo cihazlarının vazgeçilmez parçası oldu.
1910 Fransız Henri Fabre, tekerlekleri olmayan ve su üzerinde seyredebilen bir uçak geliştirerek ilk deniz uçağını icat etti.
1911 Marie Curie, radyoaktiflik konusunda kendi başına yaptığı çalışmalardan dolayı Nobel Ödülü aldı; böylece de bu ödülü iki kez alan ilk kişi oldu.
1911 Ernest Rutherford, atomun merkezinde bir çekirdek olduğunu gösterdi.
1919 Einstein, "Genel Görelilik" konusundaki yazısını yayımladı.
1921 Philip Drinker, hastaların solunum yapmasına yardım etmek için "demir ciğer"i icat etti.
1922 İlk mikrofilm tanıtıldı.
1926 John Logie Baird ilk televizyon görüntüsünü başarıyla iletti.
1926 Robert Goddard ilk sıvı yakıtlı roketi fırlattı.
1926 ABD'li Profesör Robert Hutchinson Goddard ilk sıvı yakıtlı roketi geliştirdi. Gaz ve sıvı oksijenle işleyen roket, 12,5 metre yüksekliğe çıktı ve 56 metre yol aldı.
1928 Bugün penisilin dediğimiz bir oluşumun bakterileri öldürmesi Alexander Fleming'in dikkatini çekti.
1933 İki Alman bilim adamı Max Kroll ve Ernst Ruska elektron mikroskobunu yaptı.
1938 Macar mucit Lazlo Biro, bıro da denilen bilye uçlu tükenmez kalemi icat etti.
1938 Amerikalı Chester Carlson ilk fotokopi makinesini icat etti.
1939 İgor Sikorsky adlı bir Rus mühendis tarafından ilk helikopter yapıldı.
1942 Wernher von Braun, Almanya'nın ilk uzun menzilli füzesi olan V-2'yi fırlattı.
1942 Enrico Fermi, ABD'nin Chicago kentinde, nükleer enerjinin denetim altına alınabildiği bir nükleer reaktör yaptı.
1946 John Mauchy ve John Eckert'in geliştirdiği, Amerika'nın ilk elektronik bilgisayarı ENIAC halka gösterildi.
1953 Francis Crick ile James Watson DNA molekülünün yapısını keşfetti.
1957 Sovyetler Birliği tarafından Dünyanın çevresinde dönen insan yapımı ilk cisim Sputnik I fırlatıldı.
1960 Theodore Maiman ilk lazeri yaptı.
1962 Telefon konuşmalarının yanında canlı televizyon görüntülerini de ileten Telstar adlı uydusu fırlatıldı.
1977 Dünyanın tekrar kullanılabilen ilk uzay gemisi olan Uzay Mekiği, ABD tarafından fırlatıldı.
1982 Philips ve Sony şirketleri kompakt diski çıkardı.
1987 İlk sayısal ses bantları (DAT) üretildi.
1990 Yüksek netlikte televizyon (HDTV) yayını ilk kez yapıldı.
|
Yorumlar (yok) :::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! :::::::::::::::::::::::: Bağlantı


|
<<< :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: |
|
|
|
|
|